7 Haziran 2017 Çarşamba

Ruh Bağı (Vampir Akademisi #5) - Kitap Yorumu


Rose'un önünde iki seçenek vardı. 
Ya ölecek, ya öldürecekti. 
Kalbinin sesini dinledi ve yanlışı seçti.

Rose, önce Dimitri’nin doğduğu topraklara, Sibirya’ya, uzun ve talihsizliklerle dolu bir yolculuk yaptı. Ardından St. Vladimir Akademisi’ne döndü. Böylece en yakın arkadaşı Lissa’ya da kavuşmuş olacaktı. Ama Rose’un kalbi hâlâ Dimitri için atıyor ve sevdiği adamın bir yerlerde, hayatta olduğunu biliyordu. Eline bir şans geçmişti oysa...

Fakat onu öldürememişti. 
Yapamamıştı. 

Şimdi en korkunç kabusu gerçeğe dönüşmek üzere pusuda bekliyordu. Dimitri kanını tatmıştı ve susuzluğu her geçen dakika biraz daha artıyordu. Dimitri, Rose’un peşindeydi. 

Ölümüne bir kovalamaca! Nefes kesen bir karşılaşma!

Serinin Diğer Kitapları & Yorumlarım:
1. Vampir Akademisi
2. Buz Öpücük
3. Gölge Öpücük 
4. Kan Sözü


Öncelikle söylemeliyim ki, bu kitaba 3. başlayışımda ancak 3. bölümü geçebildim. Nedense beni her seferinde reading-slump'a sokmayı başardı. Bu serinin başlangıçtaki kitaplarının başarısızlığına rağmen 3-4. kitaplarını oldukça kaliteli bulmuştum fakat 5. kitapta -Ruh Bağı'nda- aynı performansı yakalayamadığını düşünüyorum. 



Yorumun devamı spoiler içerebilir.
Belki Dimitri'nin yokluğundandır, bilemiyorum. Fakat şu "aşk üçgenindeki diğer çocuğa şans verilen kitap" klişesini bu seride görmemeyi umuyordum. Çünkü, eh, k-li-şe. Adrian'ı sevmediğimden değil fakat belli olan bir sonu zorlamaya gerek var mı? Rose'un bu yöndeki adımları da fazlasıyla zorlama ve tutarsız geldi bana. Sonuç olarak bu kitabın romantizm kısmı benim için en büyük eksilerinden biriydi.

Bunun dışında bazı sürprizler de fazlasıyla belliydi ve Rose'un -ve diğerlerinin- bunları anlamaması yine kurgudaki en komik kısımlardandı bence. Mesela Tatiana'nın aslında iyi niyetli olması ve Eric Dragomir'in gayrimeşru bir çocuğunun olması. Bunların dışında yine -her zamanki gibi- belirli maceralar ve çözülmeye çalışılan gizemlerle dolu bir kitaptı ve bu kısımları oldukça akıcıydı. Yine kitabın son bölümüne bomba bir olay konulmuştu - yazarın bu huyunu seviyorum, işleri benim için kolaylaştırıyor- ve bu sayede sanırım bir sonraki okuyacağım kitap serinin son kitabı olacak.

Adrian'ın kalbinin yalama olması lazım artık fakat yine de bir sonraki kitapta kırılışına tanıklık etmek istediğime emin değilim. Kitabın sonunda oldukça ilgimi çeken karakterlerden biri olan Abe'i gördüğüme de fazlasıyla sevindim. Rose her ne kadar çok sevdiğim baş kadın karakterlerden biri olsa da bu kitapta çizgiyi aştı, birçok yönden. Fakat bunları Dimitri'yle ilgili ruh haline veriyorum. Ve tabii ki Dimitri'nin beni delirtmesiyle ilgili bir yorum yapmayacağım. 
Spoiler sonu


Söylemeden geçemeyeceğim, çeviride birçok hata gözüme çarptı. Yeni bir baskısı çıkacak olursa umarım düzeltilirler. Kalınlığına rağmen hızlıca okunabildiği için mutluyum, umarım son kitap da dolu dolu geçer. Bu seriye veda etmenin zor olacağını hissediyorum, her ne kadar yan serisi -Kanbağı- olsa da... Bugünlük söyleyeceklerim bu kadar, düşüncelerinizi yoruma bırakmayı unutmayın, hoşça kalın!


Yazar: Richelle Mead    Çeviri: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 507    Liste Fiyatı: 27 TL    GoodReads Puanı: 4.37

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...